Evet Bursadan yayınımıza devam ediyoruz. Tüm erimiş ve çamura dönmüş, paçaları berbat eden o karla karışık su birikintilerine rağmen hala güzel bu şehir... O ilikleri donduran soğuk, evlerin bacalarından tüten pis karbonmonoksit kokusu ve bilinen diğer kış manzaraları...
Tüm karanlığına rapmen öyle huzur dolu bir gündü ki bu, Allah bana bu günü yaşattığı için bir kez daha şükrediyorum. Tüm özlediğim o eski günleri yaşadım adeta yeniden hemde aramıza katılan yeni, küçük, sevimli üyelerimizle:) Öncelikle soba başında, kızarmış çıtır ekmekleri, o sevimli kalablıkla yemenin verdiği o mükemmel zevkle başladım güne. Ellerim hala poy kokuyor:) Mutfaktan dona dona gelip, sanki bir daha ayrılmayacakmış gibi o sobanın borulrına yapışmak da ayrı bir zevk tabiii... HEmen ardından "tatlı niyetine!" öpüp koklanan minik meleklerimin kokusu ise hala burnumda. Nasılda unutuyor insan herşeyi böyle zamanlarda. "mutluluk" bu olsa gerek?
Şanslıyım sanırım. Kalabalık ve belki mükemmel olmasa da hala birbirinden kopmamış bir ailenin üyesi olduğum için. Bazen gözyaşı, bazen keder tıpkı hayat gibi...
Hala bozulmamış, modernleşmeye ayak uydurmaktan hep kaçınmış, odanın ortasına kurulan, tahta yer sofrası ne kadar zevkli oysa ki. İnsanın, bacaklarını bir daha kullanamam endişesine sürükleyen o uyuşmalara rağmen, sofra bezini önüne çekerek yemeye deva etme çabası:)... İşte bunlarla dolu sımsıcak, neşeli, mutlu, huzurlu bir gün...
Atlatılan kötü zamanların kırıntılarını çiğneye çiğneye yürümek inatla... Ufukta var olduğuna inanmak umut ışığının peşinden koşmak. O hızla sıyrılıyor kötü bir giysi gibi kötü zamanlar vücüdumdan. Savruluyor oraya buraya. Bakmıyorum ardıma. Özgürüm çünkü. "Yeni hayat!" ın esintilerini hissedebiliyorum tenimde. Bazen bir lodos bazen ise bir meltem gibi...
Zaman hızlı geçiyor. Şimdiki zamana dönme zamanıdır.!
Unutmadan güzel yazılarınızı hala bekliyorum.
Saygılar:)
http://www.dailymotion.com/video/xbrb7e_yebnem-ferah-yalnyz-hd_music
28 Ocak 2010 Perşembe
27 Ocak 2010 Çarşamba
Gelin birlikte inşaa edelim burayı:)
Dün gece tuhaf rüyalarla merhaba dedim Bursa gecelerine. Güzelmiydi tarışılır ama bir yandan ısındım bir yandan üşüdüm, ayaz Bursa gecelerinde... Bir el tuttum sıcacık. Ama soğumuş yüreklerin ellerini. Özlem vardı elbette ama düşündürdü bu imkansız vuslat. Elbette rüyadan ibaret... Neyse artık gerçeğe dönme vaktidir elbette. Bursadayım kısa bir aradan sonra, sevdiklerim ve özlediklerimin yanındayım. Huzurluyum da... Bu arada Bursada olmayan ya da olamayan arkadaşlara duyurulur burası bi güzel be:) Bir de beyaz şimdilerde...
Ama soğuk tabiki hem de Ankaraya kafa tutacak kadar soğuk. Allah evsizlere yardım etsin:(
Çok kafam karışık bugünlerde, hep yeniliklerin eşiğindeyim. Anlamaya çalışıyorum ne oluyor ne bitiyor. Gerçi ben ne zaman anladım ki şimdi anlayayım? Hep ani oldu hayatımda herşey aniden başladı, aniden bitti. O nedenle "hayat bu, belli olmaz!" lafına çok inancım vardır. En iyisi dallandırıp budaklandırmadan, hayatın getirdiklerini yaşamak.
Neyse en kısa zamanda artık bu blog u faydalı hale getirmek için söz verdim arada belki özel olabilir ama genelde güncel konulardan komik olaylardan bahsedebileceim bir yer olacak burası nasipse desteğinizi bekliyorum:) Güzel, faydalı yazılar şiirler, aklınıza gelebilecek herşeyi bekliyorum.
Saygılar efem:)
Ama soğuk tabiki hem de Ankaraya kafa tutacak kadar soğuk. Allah evsizlere yardım etsin:(
Çok kafam karışık bugünlerde, hep yeniliklerin eşiğindeyim. Anlamaya çalışıyorum ne oluyor ne bitiyor. Gerçi ben ne zaman anladım ki şimdi anlayayım? Hep ani oldu hayatımda herşey aniden başladı, aniden bitti. O nedenle "hayat bu, belli olmaz!" lafına çok inancım vardır. En iyisi dallandırıp budaklandırmadan, hayatın getirdiklerini yaşamak.
Neyse en kısa zamanda artık bu blog u faydalı hale getirmek için söz verdim arada belki özel olabilir ama genelde güncel konulardan komik olaylardan bahsedebileceim bir yer olacak burası nasipse desteğinizi bekliyorum:) Güzel, faydalı yazılar şiirler, aklınıza gelebilecek herşeyi bekliyorum.
Saygılar efem:)
17 Ocak 2010 Pazar
Ankara da...
Şimdi şarklıar dinliyorum eşlik etsinler bana diye... Niye böyle oluyor insan? Niye en ufak bir yaşanmışlıkla bir adım geriye gidiyor, hem de ardına bakmadan koşarken?
Sanırım bu akşamki bunalımın sebebi, Ankara'nın yasaklı bölgelerinden geçmiş olmam. Oysaki güzeldi gün. Tiyatroya gidiyordum, eğlenceliydi de hem. Sonra ne mi oldu? Bir ağırlık çöktü yüreğime. O tanıdık caddelerden geçmek, duraklara, banklara bakmak farkettirmeden yakmış canımı da ben acısı taze diye hissedememişim. Ben değilmiydim daha dün geçti diyen. Evet bendim bir başkası değil. Peki ya bugün neden böyle?
Oysa bir zamanlar gönlümün başkentiydi Ankara. Şimdi ise bir zindan. Kaldırsınlar Beşevlerden sonrasını. Olmasın kızılaya kadar. Olmasın emek, olmasın bahçeli... Ankara olmasın. Bitsin bu grilik, güneş doğsun mesela.
Bu sefer olumluluk dolu cümleler yazamayacağım. İçimde eski günlere dair kalıntılar hala aynı, azaldığını sanarken, bilemem belkide son çırpınışları ama beni bıraksın artık. Düşsün yakamdan.Yeterrrrrrrrrrrrrrr!
Bir ışık istiyorum, sadece bir ışık. O ışık ki ısıtsın soğumuş yüreğimi.
http://www.dailymotion.com/video/xjwna_zuhal-olcay-ankarada-asik-olmak_music
Sanırım bu akşamki bunalımın sebebi, Ankara'nın yasaklı bölgelerinden geçmiş olmam. Oysaki güzeldi gün. Tiyatroya gidiyordum, eğlenceliydi de hem. Sonra ne mi oldu? Bir ağırlık çöktü yüreğime. O tanıdık caddelerden geçmek, duraklara, banklara bakmak farkettirmeden yakmış canımı da ben acısı taze diye hissedememişim. Ben değilmiydim daha dün geçti diyen. Evet bendim bir başkası değil. Peki ya bugün neden böyle?
Oysa bir zamanlar gönlümün başkentiydi Ankara. Şimdi ise bir zindan. Kaldırsınlar Beşevlerden sonrasını. Olmasın kızılaya kadar. Olmasın emek, olmasın bahçeli... Ankara olmasın. Bitsin bu grilik, güneş doğsun mesela.
Bu sefer olumluluk dolu cümleler yazamayacağım. İçimde eski günlere dair kalıntılar hala aynı, azaldığını sanarken, bilemem belkide son çırpınışları ama beni bıraksın artık. Düşsün yakamdan.Yeterrrrrrrrrrrrrrr!
Bir ışık istiyorum, sadece bir ışık. O ışık ki ısıtsın soğumuş yüreğimi.
http://www.dailymotion.com/video/xjwna_zuhal-olcay-ankarada-asik-olmak_music
12 Ocak 2010 Salı
Yeni hayat!!!!
Bunca engamenin içinde kaybolduğum şu sıralarda, inanılması güç ama kendimi daha iyi hissediyorum. Eskiye dönüyorum sanırım. Belki yoğunluktan belki alışmışlıktan olsa gerek belki de o kadar yorgunum ki başka şeyler için üzülecek takatim yok. Bir yandan giren son hafta telaşı; c.tesi matematik finali ve bir sunum, 22 Ocak cuma dönemim son günü olmasına rağmen 5 ödev ve bir de final olması nedeniyle hayli yorucu ve uykusuz zamanlarla haşır neşirim. Öte yandan, içimde, bazı geç kalmışlıkların burkuntusu... Elimden kaçıp giden fırsatların arkasından bakyor olmam ve en kötüsü bunların hepsinin en nihayetinde benim suçum olması... Çok acı:( Genel itibariyle benim tabi. Son zamanlarda istemeden kaçırdığım fırsatlar için başkalarını suçlamak belki bir nebze doğru ama en nihayetinde bunlara izin verenin ben olmam sebebiyle suç gene tam anlamıyla bana yıkılıyor. Her neyse şu an itibariyle yapabileceğim en güzel şey elimde olanları iyi değerlendirmek ve yeni fırsatlar sunması için Allah'a dua etmek.
Hepsini bi kenara itmek istiyorum elimle. Çünki küçük mutlulukların beni beklediğini umuyorum yakın zamanda. Beni yalnız bırakmak isemeyen can dostumun yanıma gelişi, kardeşimin gelişi beni oldukça rahatlatacak diye düşünüyorum. Bu arada çok ince düşüncesiyle, tüm içtenliğiyle, beni son derece şaşkına uğratan arkadaşımada buradan çok teşekkürler. Henüz elime geçen bir şey yok ama geçmese de düşünülmüş olması bile yeter çok teşekkür ederim:)
Bakalım yarın nasıl bir gün olucak? Yeni hayatıma ayak uydurmak epey yorucu. Of aslında bu "epey" kelimesinden olduka nefret ederim ama nedense yazıveriyorum. Her neyse bakalım gün ile beraber neler doğacak? Dilerim artık fırsatları kaçırmak yerine elime geçirmeyi başarabilirm. Daha fazla sanırım uyumadan duramayacağım oldukça yorgun ve uykusuzum. Saat sabahın 4'ü. Kafamda x3 ler y5 ler fink atıyor. İntegral desen zaten apayrı ve dahası... Saymak bile yorucu!
Çok sevdiğim şarkıyla uyumak istiyorum bu gece. Sezen Aksu dan beklenebilecek güzellikte bir şarkı. Ve de Mustafa Ceceli nin muheteşem yorumu.Buyurun...7 Ocak 2010 Perşembe
silmek herşeyi en kökünden.....
Evet geldik güzel ülkemizin güzel "Ankara'sına". Dün akşam saatlerinde indim. Up uzun çölü andıran o geçmek bilmez Ankara yollarından, bir kez daha içim burkularak geçtim... İyileşmek yerine, şu iki gündür, ağırlaştı hastalığım. Aniden, hiç beklenmedik bir biçimde yakalayan nöbetlerin ardı arkası kesilmiyor. Allah'ım nasıl bir hastalık bu?
Benimle aynı hastalığı paylaşan arkadaşlarım bilir. Tam iyi gidiyor iyileşiyorum derken birden tıkanır yüreğiniz yığılıverirsiniz olduğunuz yere. Nefes alamazsınız, titrer elleriniz ayaklarınız ve o an yapılabilecek bişey yoktur nöbetin geçmesini beklemekten başka... Hep aklınızda aynı düşünceler gider gelir. Zordur böyle zamanlarda yaşamak, hatta bazen ölmekten daha acı bile olabilir... Bir ışık arar gözleriniz, bir ses... Sadece yalvarırsınız Allah'a "kurtar beni!" diye.
Ve her uyandığınzda dilinizde tek dua "Allah'ım sil aklımdan herşeyi,sil!" Silinse herşey akıldan bir çırpıda, her şey ama herşey...
Mutlu olmak istiyorum Allah'ım çok mu? İsyan ediyorum sanma hayır etmiyorum. Tabi ki şükrediyorum sahip olduklarım için ama ya olamadıkarım:(
Çok özlüyorum eski, güzel, mutlu günlerimi.
Getiremiyorum onları bir türlü geri.
Ne yapsam ne etsem boş. Olmuyor!
Çalmış biri benden beni.
Bir ışık Allah'ım, ne olur bir kapı
Zor geliyor nefes almak, olmalı bunun bir kurtuluşu, bir yolu. Ne acı söylenen sözler. Heryerde, herşeyde...
Sen yardım et, tut elimi. Başka da tutan tok zaten:'(
Benimle aynı hastalığı paylaşan arkadaşlarım bilir. Tam iyi gidiyor iyileşiyorum derken birden tıkanır yüreğiniz yığılıverirsiniz olduğunuz yere. Nefes alamazsınız, titrer elleriniz ayaklarınız ve o an yapılabilecek bişey yoktur nöbetin geçmesini beklemekten başka... Hep aklınızda aynı düşünceler gider gelir. Zordur böyle zamanlarda yaşamak, hatta bazen ölmekten daha acı bile olabilir... Bir ışık arar gözleriniz, bir ses... Sadece yalvarırsınız Allah'a "kurtar beni!" diye.
Ve her uyandığınzda dilinizde tek dua "Allah'ım sil aklımdan herşeyi,sil!" Silinse herşey akıldan bir çırpıda, her şey ama herşey...
Mutlu olmak istiyorum Allah'ım çok mu? İsyan ediyorum sanma hayır etmiyorum. Tabi ki şükrediyorum sahip olduklarım için ama ya olamadıkarım:(
Çok özlüyorum eski, güzel, mutlu günlerimi.
Getiremiyorum onları bir türlü geri.
Ne yapsam ne etsem boş. Olmuyor!
Çalmış biri benden beni.
Bir ışık Allah'ım, ne olur bir kapı
Zor geliyor nefes almak, olmalı bunun bir kurtuluşu, bir yolu. Ne acı söylenen sözler. Heryerde, herşeyde...
Sen yardım et, tut elimi. Başka da tutan tok zaten:'(
3 Ocak 2010 Pazar
Bir gün anlarsın....
Bu günlerde dilimde hep bu şiir. "Seni sevdiğimi bir gün anlarsın!" Ümit Yaşar Oğuzcan... Ne güzel de söylemiş. Aslında anlayana tabi... Kalbi olmayan birine sen, dünyanın en güzel satırlarını da döksen nafile. İnsanda öncelikle yürek olacak yürek... O yoksa ben o insanın insanlığından şüphe duyarım. Ne dese boş ne yapsa saçma. Öle insanları silmek lazım yürekten, kazımak lazım beyinlerden.
Sevmeyin insanlar. Kanmayın kimsenin tatlı sözlerine. Bu yaşadığımız dünya kadar yalan hepsi, güvenmeyin...
Ben artık bıraktım düşünmeyi. Aklım almıyor çünkü yaşanmışlıkları. Aslında ne kadar da güzeldi ve sadeydi hayat bir zamanlar.. Keşke hep öyle kalsaydı. Kalsaydı da ben o kadar göz yaşını dökmeseydim. Kim verecek döktüğüm gözyaşlarının hesabını bana? Kim? Kim ödeyecek kaybettiğim zamanların bedelini, kim getirecek onları bana geri? Kim benim o eski yüreğimi bana geri verecek? Yok işte bunların cevabı. Olmayacakta... Bilemiyorum ne olacak öylece, amaçsız yaşıyorum. Bir yaşadıklarıma bakıyorum bir de insanların söylediklerine. Ne kadar da haklılar oysa ki! Yanılmak, kanmak, kandırılmak. "Seven bunu yapmaz, o seni hiç sevmemiş. Sevseydi çoktan arardı. Üzülen yalnız sensin." bu kahır dolu cümleler... İşte benim aldığım her solukla içime işleyen cümleler...
Bekliyorum bir gün güneş doğsun. İşte siz bayramı o gün görün. Neyseki arık daha iyiyim en nihayetinde yeni bir hayat var. Yeni sevinçler, acılar, hayalkırıklıkarıyla dolu. E değişimde başlıyor kısmetse, o zaman durmaya ne hacet:)
Sevgiler benden size;)
Sevmeyin insanlar. Kanmayın kimsenin tatlı sözlerine. Bu yaşadığımız dünya kadar yalan hepsi, güvenmeyin...
Ben artık bıraktım düşünmeyi. Aklım almıyor çünkü yaşanmışlıkları. Aslında ne kadar da güzeldi ve sadeydi hayat bir zamanlar.. Keşke hep öyle kalsaydı. Kalsaydı da ben o kadar göz yaşını dökmeseydim. Kim verecek döktüğüm gözyaşlarının hesabını bana? Kim? Kim ödeyecek kaybettiğim zamanların bedelini, kim getirecek onları bana geri? Kim benim o eski yüreğimi bana geri verecek? Yok işte bunların cevabı. Olmayacakta... Bilemiyorum ne olacak öylece, amaçsız yaşıyorum. Bir yaşadıklarıma bakıyorum bir de insanların söylediklerine. Ne kadar da haklılar oysa ki! Yanılmak, kanmak, kandırılmak. "Seven bunu yapmaz, o seni hiç sevmemiş. Sevseydi çoktan arardı. Üzülen yalnız sensin." bu kahır dolu cümleler... İşte benim aldığım her solukla içime işleyen cümleler...
Bekliyorum bir gün güneş doğsun. İşte siz bayramı o gün görün. Neyseki arık daha iyiyim en nihayetinde yeni bir hayat var. Yeni sevinçler, acılar, hayalkırıklıkarıyla dolu. E değişimde başlıyor kısmetse, o zaman durmaya ne hacet:)
Sevgiler benden size;)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



