Evet geldik güzel ülkemizin güzel "Ankara'sına". Dün akşam saatlerinde indim. Up uzun çölü andıran o geçmek bilmez Ankara yollarından, bir kez daha içim burkularak geçtim... İyileşmek yerine, şu iki gündür, ağırlaştı hastalığım. Aniden, hiç beklenmedik bir biçimde yakalayan nöbetlerin ardı arkası kesilmiyor. Allah'ım nasıl bir hastalık bu?
Benimle aynı hastalığı paylaşan arkadaşlarım bilir. Tam iyi gidiyor iyileşiyorum derken birden tıkanır yüreğiniz yığılıverirsiniz olduğunuz yere. Nefes alamazsınız, titrer elleriniz ayaklarınız ve o an yapılabilecek bişey yoktur nöbetin geçmesini beklemekten başka... Hep aklınızda aynı düşünceler gider gelir. Zordur böyle zamanlarda yaşamak, hatta bazen ölmekten daha acı bile olabilir... Bir ışık arar gözleriniz, bir ses... Sadece yalvarırsınız Allah'a "kurtar beni!" diye.
Ve her uyandığınzda dilinizde tek dua "Allah'ım sil aklımdan herşeyi,sil!" Silinse herşey akıldan bir çırpıda, her şey ama herşey...
Mutlu olmak istiyorum Allah'ım çok mu? İsyan ediyorum sanma hayır etmiyorum. Tabi ki şükrediyorum sahip olduklarım için ama ya olamadıkarım:(
Çok özlüyorum eski, güzel, mutlu günlerimi.
Getiremiyorum onları bir türlü geri.
Ne yapsam ne etsem boş. Olmuyor!
Çalmış biri benden beni.
Bir ışık Allah'ım, ne olur bir kapı
Zor geliyor nefes almak, olmalı bunun bir kurtuluşu, bir yolu. Ne acı söylenen sözler. Heryerde, herşeyde...
Sen yardım et, tut elimi. Başka da tutan tok zaten:'(
7 Ocak 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
başka tutan yok öylemi..bravo...
YanıtlaSil