29 Aralık 2009 Salı
Yeni yıl, yeni yıl bizlere mutlu olsun!
Bugün farkettiğim bir şey var. Kendime olamasam da yazılarım bazı umutsuz insanlara umut olmuş. Çok mutluluk verici benim adıma. Buna değinmeden geçemedim.
Bir kaç gündür Bursa da olmamdan dolayı yazı yazamadım Bursa'da zaman çok hızlı :) Gece olunca nasıl yatacağımı bilemiyorum yorgunluktan, bu şehirde! Anca vakit bulabildim desem yalan olmaz sanırım.
Cumartesi saat 11:10 YHT ile Ankara Gar'ından Eskişehir Gar'ına doğru hafif hafih harekete geçtik. Ankara sınırları içerisinde trenimizn hızı 100 km/sa tin üzerine çıkmadan sakin sakin ilerledik. Zaten tırsıyorum Ankaradan bir çıktık ben uçmay bekliyorum. Elim ayağım buz gibi oldu, kalbim yerinden çıktı çıkacak derken, bir baktık ekrana 251 km/sa. EE ne oldu bu hızlı trene? Sanki 90 km yle gidiyoruz daha hız istiyoruz TCDD! :)
Ve Eskişehirdeyiz! Sevgili arkadaşım Şaziye ile birlikte köyden indim şehre modunda oturmuşuz bekleme salonunda adından da anlaşılacağı gibi beklmeye başladık. Bekledik, bekledik ve bekledik... Ama muradımıza da erdik en nihayetinde. Keyifli ve hızlı bir yolcuğun ardından İnegölde ufak bir molanın ardından, gazın köklediği yere kadar bastık ve İnegöl çıkış-Bursa giriş 15 dk! Bugün baya hızlıyız sanırım:)
Ve evimdeyim....
Sonuç olarak anladım ki aslında uzaktan bize korkutucu gelen şeyler, aslında o kadar da korkutucu değil hatta sevimli bile olabiliyormuş.
Aslında bu son gelişlerim kaçmak bir yerde Ankara'dan. Belki de bu yüzden hızlı bir şekilde kaçmak isteğimden bu riske girdim kendimce? Bir zamanlar heyecanla bitmek bilmeyen o upuzun, çorak Ankara yolları artık hemencecik geçiveriyor anlamsızca...
Tamam diyorum döneyeim evime peki "dönmek, mümkün mü onca yıllardan sonra?" Ya da kalmak? bilemiyorum!
Neyse gene menankoliye bağlamadan kapatıyorum bu tatsız mevzuyu.
Ee 2010 geliyor netçez şimcik :)
Uzun yıllardan sonra ailemle birlşkte olmak heyecanlandırıyor beni. E bide ağır misafirlerimiz var ya şenlik var!
Dilerim bu yeni yıl beraberinde mutluğu, aydınlığı, sevinci, sağlığı getirsin. Herkes için kim olursa olsun herkes için dileğim bu. Kimse üzmesin, üzülmesin! Herkesin aklı başına gelsin kırılan kapler onarılsın, kaybedilen mutluluklar geri çağrılsın! Pişmalıklar olabilir mesela. Değeri bilinemeyen sevgilerin. Belki o zaman yeni kalpler kırılmaz ha ne dersiniz?Herşey, herkezin gönlünce olsun. Sevmek olsun!
Güzelliklerle dolu bir yıl olsun, 2010.
Sevgilerle:)
23 Aralık 2009 Çarşamba
Aslında artık yeni gelişleri karşılamak lazım kapıda:)
Şu bir kaç günü dolu dolu yaşamama rağmen sanki anlatsam 2 satır şey çıkacak gibi geldiği için içimden gelmedi yazmak. Ancak bu akşam izlediğim o filmden sonra yine daldık mazilere. Hasta hasta, ciğerlerim yana yana yürüdüğüm o sinema yolları ve insana her an bir patlama olacakta oracıkta ölünüverecek hissini uyandıran havalandırma santraline rağmen sinemaya ulaşmayı başardık:) Ama değdi filme...
Filmin beni en çok etkileyen kısmı, konusundan ziyede, geri dönüşlerdi. Arkaya bakmadan gidişlerin, basit bir cümleyle tekrar geri dönüşlere çevrilmesiydi. Her zaman kolay olur mu bu kadar dönüşler tabi tartışılır. Ya çok sevecek geride kalan, bağışlarcasına izin verecek gelmesine gidenin, ya da giden çok sevecek, herşeye rağmen gidişini affettirebilecek kalana... Yani cesur olacak dönüşünde gidişi kadar... Aslına bakılırsa zaten cesur olmak gitmemek bir yerde. Kalıp sonuna kadar savaşmak... Hepsinden ziyade zaten sevmek yürek istemez mi? Bir gün "ben gidiyorum" demek, saçma bir nedenle, yürekli bir insanın söyleyeceği sözler mi?
Elbette hayır!
Artık benim için üstüne durulması gereken bir eylem değil "geri dönmek". Bana göre değil çünkü. Ama "gitmek" çok derin izler bıraktığı için yüreğimde, ben istemesem de her an benimle beraber...Ama zaman korkutucu derecede hızlı ve şuursuz. O kadar hızlı ki yoruldum! Evet içim burkuluyor çoğu zaman, evet benden çaldıklarını yerine koyamıyorum belki ama eskisi gibi değil acısı. Ya da eskisi gibi ama ben alıştığım için artık o kadar yakmıyor canımı...
Aslında artık yeni gelişleri karşılamak lazım kapıda:) Sevgi dolu ve sımsıcak gelişleri. Dönüşü olmayan gidişleri... Çok sevdiğim sözlerle bitirmek istiyorum gene zırvalıklarla dolu yazımı...
"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey..."
Sevgilerle...:)
http://www.izlesene.com/video/muzik-zulfu-livaneli---ada/1239026
Filmin beni en çok etkileyen kısmı, konusundan ziyede, geri dönüşlerdi. Arkaya bakmadan gidişlerin, basit bir cümleyle tekrar geri dönüşlere çevrilmesiydi. Her zaman kolay olur mu bu kadar dönüşler tabi tartışılır. Ya çok sevecek geride kalan, bağışlarcasına izin verecek gelmesine gidenin, ya da giden çok sevecek, herşeye rağmen gidişini affettirebilecek kalana... Yani cesur olacak dönüşünde gidişi kadar... Aslına bakılırsa zaten cesur olmak gitmemek bir yerde. Kalıp sonuna kadar savaşmak... Hepsinden ziyade zaten sevmek yürek istemez mi? Bir gün "ben gidiyorum" demek, saçma bir nedenle, yürekli bir insanın söyleyeceği sözler mi?
Elbette hayır!
Artık benim için üstüne durulması gereken bir eylem değil "geri dönmek". Bana göre değil çünkü. Ama "gitmek" çok derin izler bıraktığı için yüreğimde, ben istemesem de her an benimle beraber...Ama zaman korkutucu derecede hızlı ve şuursuz. O kadar hızlı ki yoruldum! Evet içim burkuluyor çoğu zaman, evet benden çaldıklarını yerine koyamıyorum belki ama eskisi gibi değil acısı. Ya da eskisi gibi ama ben alıştığım için artık o kadar yakmıyor canımı...
Aslında artık yeni gelişleri karşılamak lazım kapıda:) Sevgi dolu ve sımsıcak gelişleri. Dönüşü olmayan gidişleri... Çok sevdiğim sözlerle bitirmek istiyorum gene zırvalıklarla dolu yazımı...
"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak herşey..."
Sevgilerle...:)
http://www.izlesene.com/video/muzik-zulfu-livaneli---ada/1239026
20 Aralık 2009 Pazar
Yeni bir NEFES!
Dün akşam Yeni bir NEFES le soluk bulduk. Ankaranın klasik eğlence tarzının pek de dışında değildi belki de ve hatta tipler hep aynıydı ama önemli olan orada olan durumdan kendine düşen payı alabilmek olduğu için oldukça fazla eğlendiğimizi söyleyebilirim. Güzeldi çünkü çok uzun zamandan beri içimde birikmiş kederi ve hüznü bağıra bağıra şarkılar söyleyerek atabileceğimi düşünmüştüm ve öyle de oldu nitekim. Sesimiz kısılana kadar eski 45liklere eşlik etteik. Sezen Aksu dan Ajda Pekkana, Füsun Önal dan Nil Burak a kadar birçok ünlü isme eşlik ettik dün gece sesimiz çıktığınca. Doruk noktamızı oluşturan şarkılar İlhan İrem den "Boşver Arkadaş" ve Füsun Önal dan"Ohh Olsun!" idi. Tam anlamıyla duygu patlaması yaşadığımız söylemeden geçemeyeceğim:) İyi oldu hatta bir ara roman havası oynarken bulduk kendimizi.
İnsanlar çıldırmış olmalı:). Gerçekten o kadar dertle boğuşuyoruz ki hemen kaptırıveriyoruz kendimiz bir şarkının ahengine. Hemen kendimizi buluveriyoruz bir şarkının sözünde ya da müziğinde. İyiki müzik var o olmasaydı heralde ben gerçekten insan olamazdım:) Duygusuz bir yaratıktan farkım kalmazdı diye düşünüverdim bir anda şu satırları yazarken.
Şimdi yeni arkadaşlıklar inşaa ediyorum çok uzun bir aradan sonra. Şu yaşadığım çalkantılı 2 ayın ardından vardığım kanı bu: İnsan böyle zamanlarda kim dost kim değil gerçekten anlayabiliyor. Evet çok acı bir tecrübe, çok kişiyi sildim gönlümden bu süreçte, artık benim için dışarıdaki herhangi bir insandan farkları yok! Belki onlar farkında değiller ama acı gerçek bu! Ama bir yandan da iyi arkadaşlıkları başlatabiliyor acılar. Siz acıyla ordan oraya savrulurken birileri mutlaka tutuyor sizin elinizden, bir yandan birileri bırakırken... Bunca çirkinin içinde en güzellerinden biri bu olsa gerek:)
Tabikii değinmeden geçemeyeceğim diğer konu da, her kötü anımda belki cismen yanımda değilse de ruhen ve kalben bana eşlik eden biricik dostalrım... İşte böyle zamanlarda beni benimle baş başa bırakmayıp, sırtını dönüp gidenlere inat, her daim dimdik durmam için beni düştüğüm yerden kaldıran dost elini uzatan sevdiklerim... Şimdi onların gerçek ve sağlam olanlarını ayıkladım onca çürük insan içinden. Demek ki dostluk kavramını bilen gerçekte çok az insan tanıyormuşum hayatta. Neyse ki bana kalanlar yeter;)
Bir Nefesle nerde nereye getirdim bu mevzuyu. Güzel bir gecenin ardından bunlar dökülü verdi gönlümden. En kısa zamanda devamı gelecek bu gecelerin diye umut ederekten yazımı sonlandırıyorum. Ankaralı arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. Cuma ve cumartesi say 20:00 de eski 45likler partisi var. Ama siz siz olun saat 19:00 gibi orda olun yoksa girmek imkansız oluyor. Şimdiden iyi eğlenceler:)
18 Aralık 2009 Cuma
Sonbahar ve Hüzün!
Hiç eve giresim gelmedi bu akşam. Yavaş yavaş, sallana sallana yürüdüm ankaranın sapsarı yapraklarla bezenmiş yollarında. Hızlıca esen rüzgar ve ona eşlik eden yağmurla beraber savrulduk yollarda. Yıllarca gelip gittim bu yollardan ama bu akşam farklı bir anlam yüklüydüler. Her sokağın başı, her evin penceresi, balkonu farklıydı bu gece. Bana bütün yaşanmışlıkları yaşattılar, hüzünlendim... İnat yaparcasına yavaşladı hareketlerim. Yüreğim beni yürüttü hatırası olan bütün yollarda. Ve en sonunda daha da gidemedi durdu bir köşede. Bir sağıma baktım, bir soluma baktım aynıydı herşey ve herşey yerliyerindeydi. İki damla yaş aktı gözümden. Ve her zamanki gibi yoktu silen gözyaşlarımı. Allah tan iki insan geçti yanımdan da utandım ve kesildi yaşlarım:) Sonra bir kez daha yapayalnız kaldım koskocaman bu şehirde. Artık çok daha soğuk ve karanlık Ankara...
Alışıyorum zamanla ne de olsa insanoğluyuz ve alışıyoruz hayata. Yaşamak için programlanmışız.
Ayakta durmalıyım ve her zamankinden daha dik. Neyse ki biraz da olsa yumuşadı gibi hayat. En azından bana bir kaç kapı açıyor. Hatta evlenme teklifi bile aldım, o derece yani:) Şimdi o yeni kapılardan yeni hayatlara adım atmak zamanı. İnanıyorum güzel olacak herşey ve az kaldı vuslata. Evet belki daha görmem gereken şeyler var ve göreceğimde. Yeniden yıkılıcağım ve yeniden düşeceğim, başa dönceğim. Ama biliyorum ki bahardır kışın sonu!
17 Aralık 2009 Perşembe
Tüm geride kalanlara:)

Hoşçakal Sevgilim!
Şimdi düşünüyorum da; sen bana gelsen ne olacak ki? Sevebilecek misin beni yine eskisi gibi. Yine öyle sıcak bakabilecek misin gözlerime? Zaten sevseydin eğer gerçekten çoktan dönüp gelmiştin, bensiz olamadığını anlayıp. Ama söylemesi ne kadar acı ki sen bensiz çok mutlusun sevgilim! Ama bu mutluluğun çok uzun sürmeyecek inan hissedeceksin acımı zamanla şimdi sıcak yaran, farkında değilsin. Bir gün gelecek terler içinde uyanacaksın düş sandığın o uzun kabustan, bir el arayacaksın seni saran. Belki olacak yalan eller. Ne sen sevebileceksin ne de onlar seni, benim gibi. Dolacak gözlerin, engel olamayacaksın gözyaşlarına. Ansızın boşalacaklar o güzel gözlerinden. Aslında sen hep gülerdin öğle de olacak sanırdın ama hayat bu sevgilim! Herkes ağlar sırayla… O zaman sınayacak seni yaşadıklarımız. Bir huzur arayacaksın baktığın gözlerde bir sıcaklık arayacaksın sarıldığın kollarda. Ama çok üzgünüm sevgilim hepsi sana uzak olacak! Her şeyin olacak beklide, beklide sen her şey olacaksın çok insan için. Ama mutluluk senin hiçbir şeyin olacak. O zaman oturup iki elinin arasına alacaksın başını. Ve o zaman derinden sarsacak seni yalnızlığın. Keşke senin yarana merhem olabilseydim o zaman. Ama ben olmayacağım sevgilim. Hiç bilmediğim bir yerde beklide hiç tanımadığım bir eli tutacağım. Senin tutacağın eller kadar yalan belki de ama dilerim Allah’tan senin kadar yalan olmasın! Sevgilim çok üzdün beni çok! Sana bu satırları yazmak beklide istediğim en son şey ve sen benim söylediğim şeylerden etkilenmeyeceksin bile şimdi. Kapamışsın kalbini bana bir tanem. Ben yokum artık o sıcak yüreğinde. Kaldırmışsın beni yüreğinin derinliklerine. Sadece bir aşığın çırpınışları üzecek seni ama sadece öylece esip geçicek derin izler bırakmayacak kalbinde. Biliyorum, üzülerek ve bilmek istemeyerek. Ben artık ağlamamak için söz verdim kendime. Alışmalıyım sensizliğe. Yalnızlığı saymıyorum bile ona alışmak sensizliğe alışmaktan çok daha kolay. Şimdi aklımı oyalamalıyım bir an bile düşmemeli hayalin aklıma. Sevgilim ben de senin gibi yaşamalıyım! Ve yaşayacağım inatla sıkıca sarılacağım hayata. Zamanla azalacaksın hayatımdan. Kimi zaman akşamdan akşama, kimi zaman gün aşırı, kimi zaman haftada bir ve bir bakmışım yıllar sonra yolda görünce gelmişsin aklıma.
Senin için güzeli dilemeyeceğim sevgilim. Sen yaşayıp kendin göreceksin güzeli nasıl yitirip çirkini seçtiğini.
Hoşça kal sevdiğim! Senin istediğin gibi veda ediyorum sana. Bir anlam yüklüyorum vedamıza.
Güle güle sevgilim! Allah’a ısmarladık…
Senin için güzeli dilemeyeceğim sevgilim. Sen yaşayıp kendin göreceksin güzeli nasıl yitirip çirkini seçtiğini.
Hoşça kal sevdiğim! Senin istediğin gibi veda ediyorum sana. Bir anlam yüklüyorum vedamıza.
Güle güle sevgilim! Allah’a ısmarladık…
16 Aralık 2009 Çarşamba
Fazla söze gerek yok:)
Bu sene iyi geçmedi söylemem lazım
Kader beni seçmedi ama görmemem lazım
Belki birden bire yeniden başlamam gerek
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek
Yeni bir aşk yeni bir iş
Yine gülecek bir neden lazım
Yeni bir haber yeni bir kader
Bunlar için bana şans lazım
Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım
Günler güzel geçmedi unutmam lazım
Asıp yüzümü kalmışım azcık kırtmam lazım
Hep içime atmışım anlatmam gerek
Hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek
Kader beni seçmedi ama görmemem lazım
Belki birden bire yeniden başlamam gerek
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek
Yeni bir aşk yeni bir iş
Yine gülecek bir neden lazım
Yeni bir haber yeni bir kader
Bunlar için bana şans lazım
Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım
Günler güzel geçmedi unutmam lazım
Asıp yüzümü kalmışım azcık kırtmam lazım
Hep içime atmışım anlatmam gerek
Hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek
15 Aralık 2009 Salı

Bu sabah kargalarla beraber uyanmam sebebiyle sabahın o insanın ruhunu dirilten havasıyla bir yolculuk yaptık Demetevler den eve doğru. Gerçi Ankara'nın o dondurucu soğuku kulaklarımızdan girip de bütün beynimizi kemirişi de bizi bi nebze dirlitti diyebilirm:) Sabah telaşıyla insanların ordan oraya savrulması arasında eve gelip uyumak düşüncesi beni o kadar farkli kıldı ki diğer derse gitmek zorunda olan arkadaşlarımdan bi an bir seçilmişlik duygusu kapladı içimi:) Tabiki bu saçmalamarın tek sebebi aşırı uykusuzluk haline bağlı olarak ortaya çıkan sersemlik durumu:)
Herneyse bu sabah güneş doğdu çook uzun bir aradan sonra! Güzel gözüktü hayat gözüme. Birde sabah diriliş şarkımız Şevval Sam'dan Ferideydi ve de çok güzeldi. Eğlenceliydi bu sabah trafik bile, tren sesleri,korna sesleri. Çünkü güneş doğdu heryere! Ve içimden bir ses bağırdı bu sabah "Merhaba o zaman HAyat!"
"Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
Şiirimiz aşkımız yeniden
Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki..."
13 Aralık 2009 Pazar
Kardeşime!

Bugün farkettiğim birşey var. İnsan gerçekten uyumalı bir şeyleri düşünememk için. Ben de öyle yaptım yatış o yatış gece uyanmışım çok dengesizce belkide ama o kadar halsizim ki sanki yaşamak için son gücümü kullanıyorum gibi. Kanadım kırılmış sanki de öyle bi çare dolanıyorum ortalarda. Biri gelip beni ezmeye çalışsa bile kaçmaya gücüm yok. Nasıl da anlatılır bilemiyorum bu duygular sanırım yaşanmadan anlaşılamaz. En sevdiğim yakınım, dostum, kardşim, sırdaşım yok şimdi yanımda. NE yapacağımı bilemeden ordan oraya savruluyorum. Sağlıklı düşünce diye bir şey zaten yok. Sanki onla çok güçlüydüm şimdi böyle çok zor geliyor Ankara da yaşamak. Sanki o olsaydı yanımda bir şekilde yaşamaya devam edebilirdim ama olmuyor. Tam toparlanıyorum derken, her olumsuzlukta bir kez daha yığılıyorum olduğum yere. Anam babam bile beni anlamıyor sanki. Herşeyi bıakıp gidesim var yada daha kötü şeyler bile yapabilirim. Tek inandığım v sığındığım Allah ın büyüklüğü.
Her ağlamayacağım dediğim de verdiğim sözü en fazla 2 gün tutabiliuyorum ki bu son günlerde oldukça başarılı bir sonuç. Ah kardeşim nerdesin. Biliyorum sen de mutsuzsun ama inan bana Aslı çok perişan. Bir tek tutunacak dalım yok sanki bütün dünya üstüme geliyor. Ne olur sen bari beni bırakma! Her giden birşeyler çalmış benden bak ben artık o eski aslı değilim. Keşke yenidn gülebilsem o saçma sapan şeylere. İnan bana içimde bir çıban var sanki ve nefes alırken bile acıyor. Her gün karanlık sanki güneş bir tek bana doğmuyor. Beni bu zor günlerimde bıakıp gidenleri saymıyorum bil artık. Neyse kardeşim, dostum, sırdaşım sen mutlu ol ve bn seni h öyle göreyim. Ben yapamıyorum sen yap da benimde elimden tut ve kaldır şu düştüğüm yerden. Her yerim yaralandıi Sen bilirsin beni iyileştirmeyi. Hadi bana o mazot kokan her bitkiden yaptığım çayı yap da kovala beni küçücük evimizin içinde. Bak bu sefer hiç üzmeyeceğim seni bir dikişte içeceğim:)
Biliyorum giden günler gelmez geri ama lütfen "Güzel günler" de bir an önce gelsin. Güneş doğsun artık bu karanlık yüreğimize! Seni çok seviyorum KARDEŞİM!
9 Aralık 2009 Çarşamba
Dost Kazığı!

İsmi her ne kadar itici gelse de aslında o bir oyun. Hemde süper:) Bende bunu bu akşam keşfetmiş olmamla beraber artık çok sık oynayacağım hissine kapıldım. Zaten gerekli uyarıları, gerekli insanlara iletmiş bulunmaktayım:) Aslında iyi başlayan bir gün ve akşam üzeri aldığım KPDS sonucuyla beraber yerle yeksan olan moralim akşam "Dost Kazığı" sayesinde mükemmel olmasa da yaşanabilir kıvama gelmiş bulundu. Acemi şansı mı desem, yoksa sağımda oturan arkadaşım beni affetsin ama şu sıralar aramın pek iyi olmadığı karşı cinsden olduğu için mi desem, hiç affetmeden bütün kartları sattığım için sonuç itibariyle birinciliği ele geçirdim. Herkese şiddetle tavsiye edilir!Bu sıralar Adnan Sözen ve notları beni bekliyordu elbette ama geç de olsa kavuştuk. Birlikte "eh işte" detirten 1-2 saat geçirdikten sonra artık günü sonlandırmanın zamanı geldi sanırım.
Umarım cumartesi günü ADnan'cığımla aramızdaki samimiyeti daha da ilerletmemize sebep olacak bi sonuç almadan bir sabah geçiririm ve akşam artık eğlence zamanı! Bekle beni Nefes!
Umarım cumartesi günü ADnan'cığımla aramızdaki samimiyeti daha da ilerletmemize sebep olacak bi sonuç almadan bir sabah geçiririm ve akşam artık eğlence zamanı! Bekle beni Nefes!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
